31 Temmuz 2017 Pazartesi

BİNBİR GECE


 Kör kandilli gecelere yaktık umudumuzu..
Ölmeye yüz tutmuş tüm çiçeklere can suyu misali sunduk.
En koyu gecede yıldızdan fener yaptık ya da feneri yıldız..
Aslında hepimiz yalnızız..

30 Temmuz 2017 Pazar

KUM VE KAYA

 Çölde yolculuk eden iki arkadaş hakkında bir hikaye anlatılır. Yolculuğun bir aşamasında iki arkadaş tartışırlar, biri ötekine tokat atar. Tokadı yiyenin canı çok yanar ama tek kelime etmez ve kum üzerine şu sözleri yazar:

"Bugün en iyi arkadaşım bana bir tokat attı."

Yıkanabilecekleri bir vahaya rastlayana dek yürümeyi sürdürürler. Tokadı yiyen yıkanırken batağa saplanır, boğulmak üzereyken arkadaşı tarafından kurtarılır. Boğulmak üzere olan arkadaş tam selâmete çıktıktan sonra bir kaya parçası üzerine şu sözleri kazır:

28 Temmuz 2017 Cuma

VEFA

 Deniz mavisi gözleri, baldan tatlı dili, hoş sohbetiyle ayrı bir güzelliktir, Nemika Teyze. Gramafonundan duyulan nağmeler mahallelinin ruhunu okşarken o sıcacık tebessümüyle balkondaki çiçeklerini selâmlamakta..

Pamuk gibi saçları rüzgarda uçuşurken pembe çiçekli tacını saçlarına iliştirmeye çalışır. O deniz gözleri hep ötelere bakar. Sanki yıllar önce yitirdiği sevdiğinin yolunu gözler gibi..

Çayını yavaş yavaş yudumlarken fazladan bir bardak koyar masaya, Rıza Amca'nın anısına. Vefalı kadındır Nemika Teyze. "Can yoldaşım, sırdaşım, gönüldaşım" dediği elli dört yıllık hayat arkadaşı mahallenin tonton dedesi Rıza Amca'yı üç yıl önce kaybetmişti. Ama hatıraları hala yaşıyor evin her köşesinde. Hâlâ Rıza Amca'nın sevdiği yemekler pişiyor evde. Beraber dinledikleri şarkılar çalıyor gramafonda. Pijamaları yatağının başucunda, hazırolda. Kitap okuma köşesinde sehpanın üzerinde Rıza Amca'nın okuma gözlüğü. Birlikte okudukları fakat birlikte bitirmenin nasip olamadığı kitap hâlâ duruyor orada..

26 Temmuz 2017 Çarşamba

SARNIÇ | SAİT FAİK ABASIYANIK

 Sait Faik, içimizden biri. Onun hikayelerinde kendi mahallemizden, kendi çevremizden hatta kendimizden bir şeyler buluruz. Karakter betimlemeleri oldukça güzel olan yazarın bu kitabı, bir çocuk saflığındaki sıcacık ve akıcı üslubuyla sizi bir anda hikayelerin içine alıveriyor. 1939 basımlı bu eser, yazarın ikinci kitabı olmakla birlikte bana göre ilk kitabı Semaver'i geçmiş durumda. İçerisinde on altı hikayenin yer aldığı kitapta, Sait Faik'in hikaye alanındaki yeteneği bir kez daha gözler önüne serilmektedir..

Yazar bu kitaptaki hikayelerinde, toplumun geleneklerini ve göreneklerini gözlemlemiş ve bu gözlemler sonucunda tespit ettiği yanlışlıkları anlatmış, zenginlerin fakirleri sömürüsünden, emekten ve emekçiden, ihtilâlden, insan sevgisinden, yaşama sevgisinden bahsetmiştir..

Kitaptaki hikayeleri üç bölümde inceleyebiliriz: Adapazarı ve Bursa'da geçen hikayelerden oluşan ilk bölümde; Sarnıç, Beyaz Altın, Lohusa, Ormanda Uyku, Gaz Sobası, Davudun Anası ve Hancının Karısı başlıklı hikayeleri mevcut..

18 Temmuz 2017 Salı

DOSTLAR KIRAATHANESİ

 Bir yanda demini almış, kokusu cezbeden bir demlik, diğer yanda kitaplardan kurulmuş, hayallerden örülmüş bir dünya. Ve bu dünyada umutlarını büyüten koca yürekler..

Üç beş kişi bir araya geldi mi ince belli çay bardakları dile gelirdi. Herkes elindeki kitaptan beğendiği cümleleri paylaşırdı. Kâh kendi hayatlarından hikayelerle kâh büyüklerden işitilen hatıralarla kitaplar taçlandırılırdı. O ne yapmış, bu ne almış dedikoduları yerine mahallelinin ihtiyaçları belirlenir, onlar için bir şeyler düşünülürdü. Ve hep ağızlardan bal damlardı. Sahi neresiydi burası? Burası şimdilerde sıvası dökülmüş, kapısının kolu kırılmış olsa da bir zamanların gözde mekanı olan "Dostlar Kıraathanesi"..

17 Temmuz 2017 Pazartesi

YAZ OKUMA ŞENLİĞİ !

 Sevgili Nilgün Komar, yaz okuma şenliği başlatmış. Böyle bir şenliğe ilk defa katılacağım dolayısıyla çok heyecanlıyım. Kitapların olduğu her yer şenliklidir zaten. Aşağıda, belirlenmiş kategoriler ve şu anda elimde olup okumayı planladığım kitaplar var. Elimdekileri bitirince kategorileri boş kalmış alanlara yeni kitaplar ekleyebilirim. Herkese bol okumalı, bol şenlikli zamanlar diliyorum...

1. Kategori (10 puan)
İsminde yaz mevsimine dair bir kelime olan / olayların yaz aylarında geçtiği bir kitap..

2. Kategori (10 puan)
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılmış bir kitap..

14 Temmuz 2017 Cuma

GÖLGE

 Biri beni takip ediyordu uzun zamandır. Nereye gitsem peşimde. Nereye saklansam benimle. Hayallerimi, umutlarımı o da benimle birlikte taşıyordu sanki her yere.

Celladım mı diye düşünmüştüm önceleri? Nefesini ensemde hissediyordum. Ritimli bir takipçiydi üstelik. Hızlandıkça hızlanıyor, yavaşladıkça yavaşlıyor. Çok da taklitçi. Ne yapsam onu yapıyor. Kimdi bu gizli hayran?

Ben giderim o gider. Peşimden tın tın eder. Nedir acaba bu bilmecenin cevabı?

10 Temmuz 2017 Pazartesi

MESUT İNSANLAR FOTOĞRAFHANESİ | ZİYA OSMAN SABA

 Kitap hikayelerden oluşuyor. Kitaba adını veren ilk hikayede yazar, işinden dönerken fotoğraf çekilmek için Beyoğlu'nda bir fotoğrafçıya uğrar. O sırada vitrindeki fotoğrafları incelerken hayallere dalar. İçeriden onu çağırırlar. Mutsuz olduğu bir zaman dilimindedir. Fotoğrafçı  gülümseyişini doğal hale getirebilmek, poz verdirmek için epey uğraşır. Ancak başarılı olamaz. Daha fazla dayanamayarak özür dileyip fotoğrafını çekemeyeceğini söyler.

Babamın Hikayesinde ise;  babası vefat ettikten sonra elbisesini Kapalı Çarşı'da bir eskiciye satarlar. Günler sonra eskici dükkanının önünden geçerken babasının elbisesini askıda gören yazarın içinde bulunduğu durum anlatılıyor.

4 Temmuz 2017 Salı

ROBBİ'NİN MACERALARI

 Bugün robotlara düşkün olan minik kızımın, uyumadan önce "Bana bir hikaye anlatsana!" seansında doğaçlama ürettiğim bir hikayeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Keyifli okumalar dilerim..    :)

Robbi çok tatlı ve akıllı bir robottu. Bir gün biraz yakacak odun biraz da yiyecek bir şeyler bulmak amacıyla ormana gitmek için yola çıktı..

Ormana varınca, bol bol meyve ve biraz da mantar topladı. Ormandaki kurumuş ağaçlardan ve dallardan seçerek topladığı yakacak odunları da bir kenara yığdı. Çok yorulmuştu. Hava kararmak üzereydi. Hava iyice kararmadan evine dönse iyi olacaktı. Sağa baktı, sola baktı. Yukarı çıktı, aşağı indi. Ama bir türlü çıkış yolunu bulamadı. Ormandaki bütün ağaçlar sanki birbirine benziyordu. Saatlerce yürüdü. Neredeyse ayaklarına kara sular inmişti. Çaresizce bir ağacın dibine oturdu. Çok üzgün görünüyordu..