16 Kasım 2021 Salı

DELİ RAMAZAN

Ramazan'ı bilir misin? Hani şu mübarek aylardan Ramazan değil; bizim köyün Deli Ramazan'ı var ya işte o. Gri ile mavi karışımı rengi tam olarak anlaşılamayan sekiz köşe kasketi başından eksik olmaz Ramazan'ın. Akıllı olup dünyanın derdini çekeceğime deli olup dünya benim derdimi çeksin diyecek kadar akıllı delidir kendisi.  Bazen öyle laflar eder ki onu dinlerken hangimizin akıllı olduğu konusunda şüpheye düşerim.  Yüzünde kocaman gülümseme, gözlerinde ise ışıltı hiç eksik olmaz. Bir değişik oğlandır bizim Ramazan.

Bu sabah her zamanki gibiydi. Çilli horozun Allah vergisi bülbül sesiyle uyandım yine. Sıradan bir sabah diye düşünüyordum. Oysa ben öyle zannediyormuşum. Bir sela yankılandı köy meydanında. Sonra ismi okundu "Ramazan" diye. Hangi Ramazan diye sorulmasını istemeyen anonsu yapan şahs-ı muhterem, Deli Ramazan deyiverdi . Nasıl yani dedim. Bizim Ramazan mı ölmüş? Nasıl ölmüş?  O ölmüş olamaz ki dedim. Köyün ileri gelenleri onaylayınca anladım bizim Ramazan'ın gittiğini. Oysa daha dün sabah, şanına yakışır vaziyette köy meydanında deli divane dolaşıp duruyordu otuz iki dişini göstererek.Neşe saçıyordu sanki. Meğer ölmeden önceki son neşesiymiş. 

Dünyadan bir güzellik daha geçti dedim içimden. Gülen yüzü, parıldayan gözleri, hiç bitmeyen ışıltısı bir anda yok oldu.  Kimsede görmediğim şeyleri onda görmüşken bir anda oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi yapayalnız kalıverdim köy meydanında. Meğer bizim deli oğlan ne çok şey ifade ediyormuş benim gönlümde.  İnsanların kaşlarını çatıp gezdiği meydanda bir o vardı kocaman gülümseyip otuz iki dişi meydanda dolaşan. Beş karış suratla konuşmaktan aciz insanların olduğu bir yerde herkese selam veren bir o vardı. İnsanların içi geçmiş, feri kalmamış gözlerle baktığı sokaklarda ışıl ışıl, umut dolu bakan bir o vardı buralarda. 

Ramazan gitti bütün güzellikler onunla birlikte gitti sanki. Şimdi ise bekliyorum bir Ramazan daha gelir belki. Zira dünya bir deliler meclisi...

24 Ekim 2021 Pazar

KADİFE


Gözleri masmavi bulutlardan daha yüce... Bakışları mağrur bir kadının bakışı. Herşeye rağmen yumuşacık bedeniyle sarıp sarmalar seni bizim mahallenin kedisi Kadife.

Köşedeki bakkalın müdavimi, müşterilerin göz bebeği. Kapıdan her girene kendi dilinden bir "hoşgeldiniz" deyip gidene türlü miyavlamalarla güle güle der bizim kız. Sonra kendi köşesine çekilir, yapayalnız.

Mikrofonu uzatırsanız kendisine, ayaküstü dinlersiniz hayat hikayesini de. Vakitlerin birinde gözlerini açıvermiş hayata altız doğuran annesinin eteklerinde. Ana kucağı pek tatlıymış. Ayrılmak bilmezmiş Kadife. Ama ne olduysa olmuş bir sabah uyandığında annesi yokmuş. Günlerce yas tutmuş, ağlamaktan sesi kısılmış, gözünden yaş akmaz olmuş. Diğer kardeşleri de birer birer ortadan kaybolunca bir başına kalmış bizim kız. O gün bugündür hüzünlü bakar Kadife.

Bazen müzik sesini duyar duymaz çılgın hareketlerle dansa başlar. Bazense kendi kuyruğunu yakalamaya çalışır. Kimi zaman hayallere dalar çiçekli sepetin içinde. Kimi zamansa iki damla gözyaşı bırakır hayal penceresine. Anlayacağınız alem kızdır bizim Kadife.

Bu akşam takıldı yine peşime. Ben giderim o gider. Peşimden tık tık eder misali yürüdü benimle. Daha fazla dayanamayıp arkamı döndüm ve sordum: Söyle Kadife bu gidiş nereye?

30 Eylül 2021 Perşembe

DÜŞSEM YOLLARA YOLLARA | HALDUN TANER

 Delhi sokaklarında derviş olma yolunda bir Amerikalı gördüm. Biliyorsunuz orada iki tekerlekli insan koşulu arabalar var. Bir Amerikalı delikanlı bunlardan birinin dokunulmaz parya sürücüsünü âlâyı vâlâ ile arabaya oturtmuş kendi de sürücünün yerine arabaya at olmuş koşturuyordu. Bunca yüzyıllık sömürünün vicdan azabını, şimdi Delhi’nin en işlek caddesinde kendini bu gösterişli ve geçici alçaltısı ile telafi etmek ister gibi. Ama yine de o Amerikalı delikanlıyı sevdim. İnsanın zaman zaman kendini küçültmeye alıştırması gerek. Bir zamanlar ben de nefsimi körletmek için benliğimin burnunu kıracak öyle temrinler yapardım. Örneğin İznik'te bir yarım gün bir boya sandığı kapıp önüme çıkan herkesin ayakkabısını pırıl pırıl boyamış, kimseden para da almadığım gibi o şehre yeni gelmiş bir deli boyacı sanılmıştım.
Bir gazetedeki kitap tanıtım yazısında bu samimi ve içli cümleleri okuyunca, Haldun Taner'in gezi yazılarından oluşan bu kitabını okumaya karar verdim. Zenginin aralıksız içinde hissettiği fakat hep görmezden gelmeye çalıştığı, başkaları için bir şeyler yaptığında ancak azabını dindirebileceğinin farkında olduğu, vicdanını derinden kemiren suçluluk duygusu, ancak bu kadar güzel ifade edilebilir..

31 Ağustos 2021 Salı

SUZAN TEYZE

 Üç odalı beyaz badanalı evinde huzur içinde  yaşayan bir  teyzedir Suzan Teyze. Mavi işlemeli balkon demirliklerinin ardında oturur, iki düz bir ters örgüsünü örmeye başlar çay eşliğinde. Karadenizli oluşu çay içişinden bir de hiç değiştirmediği şivesinden bellidir.

4 Ağustos 2021 Çarşamba

YANGIN YERİ


Önce boynumu büktüm. 

Sonra yüreğim yangın yerine döndü

Usul usul kavruldu saçlarım

Bir kıvılcımla alevlendi kollarım

Ben gölgemde serinlediğin Çam ağacıyım

1 Ağustos 2021 Pazar

BEŞ BOYNUZLU DEVE

 Az gittim uz gittim. Develerle pirelerin diyarında beş boynuzlu bir deveyle karşılaştım. Beş boynuzlu deve mi olur diye sormayın. Masal bu ya, olur mu olur. Daha kim bilir neler olur?

Bu beş boynuzlu devenin her boynuzunda ayrı sihir varmış. O sihirli güçleriyle yapamayacağı iş yokmuş. Bir gün kalbi katran karası olmuş bir şövalye bu güçleri ele geçirmek istemiş. İstemiş istemesine de nasıl olacağını pek kestirememiş. Türlü türlü yollar denemiş. Kuyruğu dolaşmış tilki gibi dolanıp durmuş. Rica etsem verir mi ki acaba bu boynuzlarından bir tane? Pek saf birine benziyor. Verir belki diye kendi kendine konuşmuş..

11 Mayıs 2021 Salı

AYŞEGİLLER

 Biricik eşi Kıvırcık Apoyla şakalaşmaktan geri durmayan üç kız çocuğu annesi Kara Ayşe iki katlı kerpiç evinin balkonundan huzurla etrafı seyretmeyi çok severdi. Üç çiçek yetiştirmek de kolay değildi tabii... Fabrikada tütün sarmasa da iplik sarardı Kara Ayşe. Yorgun argın eve döndüğünde bacaklarını uzatır, şişen ayak tabanlarını göstererek "Yine şişirdik balon gibi" derdi. Kıvırcık Apo da aynı yerde çalışıyordu onunla. "Hadi gel de balonları patlatalım" deyip dalga geçerdi. Koca koca leğenlere sıcak su doldurup oturma odasına getirirlerdi. Önce paçalar itina ile sıvanır sonra cumburlop leğenin içine ayaklar sokulur, beklenirdi. Ayaklar kendine gelince kenara alınıp kurulanır kah şakalarla kah didişmelerle yemek faslına geçilirdi. Çocuklar boy boy, hepsi de inci gibi dizilirdi babası ile annesinin önünde..

3 Mayıs 2021 Pazartesi

KİRPİ KUKİ

Günlerden bir gün rengarenk ağaçların olduğu, sevginin yerdeki karıncadan ağaçtaki sincaba, yeraltındaki köstebekten yerüstündeki kirpiye kadar her şeyi kuşattığı bir diyardan seslenen biri çıkmış ortaya. Bu sevgi pıtırcığının adı Kirpi Kukiymiş. 

18 Nisan 2021 Pazar

KELİME OYUNU - 20

 GEZGİN - KUTSAL - VAMPİR - MEVSİM - ŞİFA

Bizim ünlü gezgin Evliya Çelebi yine düşmüş yollara. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Derin vadiler aşıp serin sular içmiş. Kaç mevsim yollarda geçmiş bilememiş. Sarp kayalara tırmanırken yolunu şaşırmış düşmüş bir kasabaya. Hiç bir tabela görmeyince ben neredeyim diye endişe etse de çıkar elbet karşıma biri sorar öğrenirim diye avutmuş kendini.

Kasabanın her yerini karış karış gezmesine rağmen bir çıkış yolu bulamamış. Burasının ürkütücü bir sessizliği varmış. Ara sıra duyulan çan sesinden başka ses yokmuş. O da en umulmaz zamanlarda çalıyormuş. Kasabanın çıkışına doğru yol alırken dış görünüşü diğer evlere benzemeyen bir ev çıkmış karşısına..

23 Mart 2021 Salı

KELİME OYUNU 16

 

(gölge, cesaret, aile, gerçek, çaba)

Mine ürkek bakışlarla etrafını süzerken ayakları geri geri gidiyor gibiydi. Bugün okulda ilk günüydü.

Mahalleye taşınalı on gün kadar olmuştu. Henüz kimseyi tanımadığı için ürkekliği bundandı. Sınıfa girdiğinde kalabalık bir grup karşıladı onu. Buradaki herkes birbiriyle kaynaşmıştı. Acaba beni de aralarına alırlar mı diye düşünmeden edemedi.