20 Ocak 2021 Çarşamba

KELİME OYUNU -7

 (Kırmızı Elma, Şemsiye, Gömlek, Ayna, Fotoğraf)

Sabah alarmının sesiyle uyandı Nilgün. Yatağında doğruldu. Sonra banyoya geçip elini yüzünü yıkadı. Aynaya baktığında yüzünü biraz solgun görse de aldırmadı. Bugün harika görünüyorum diyerek kendisiyle hafiften dalga geçti. Zaten kendisiyle eğlenmeyi çok severdi. 

Mutfağa yöneldi önce. Zira karnı zil çalıyordu. Kahvaltı yapma alışkanlığı pek yoktu. Masanın üzerindeki sepette duran kırmızı elmalar dikkatini çekti. Hemen bir tanesini alıp ısıra ısıra yemeğe başladı. Sonra kapı önündeki gazeteliğe bırakılan günlük gazetesini aldı. Oturma odasındaki koltuğuna oturup bir yandan elmasını yerken bir yandan da gazete sayfalarına göz atmaya başladı. 

Üçüncü sayfadaki bir fotoğraf karesi gözüne ilişti. Fotoğraftakini tanıyor gibiydi ama nereden tanıdığını bir türlü çıkartamadı. Kim olduğunu düşünürken telefon çaldı. Arayan annesiydi. Yusuftan haberin var mı diye sordu. Hangi Yusuf? diye sordu annesine. Çocukluk arkadaşın Yusuf, nasıl hatırlamazsın diye fırçaladı annesi. Nilgün'ün aklı başına geldi o an. Az önce gazetede gördüğü fotoğraf Yusuf'un fotoğrafıydı. Şimdi hatırladı. Aradan uzun yıllar geçince, sık görüşmeyince hatırlamakta zorlanıyor insan. Az önce gazeteden öğrendim dedi annesine. Yusuf  çok ünlü bir yazar olmuş. Bugün imza günü varmış. Meğer annesiyle Yusuf'un annesi arkadaşmış. Onu da davet etmiş. Annesi de Nilgün'e sende gel, değişiklik olur dedi.  Nilgün hem şaşırmış hem sevinmişti. Hemen hazırlanıp çıkıyorum,bir saate orada olurum dedi. Annesi de tamam bekliyorum diyerek telefonu kapattı. 

Hemen dolaptan kıyafet seçti kendine Nilgün. Pembe çiçekli, yakası dantelli gömleğiyle, krem rengi pantolonunu giydi. Saçını at kuyruğu yapıp pembe halka küpelerini taktı. Aynaya bakıp harika görünüyorsun şekerim deyip kendine iltifat etmeyi de ihmal etmedi. 

Tam hazırım çıkayım diye düşünürken penceresine düşen yağmur damlaları onu kendine getirdi. Kapının hemen yanındaki portmantoda asılı duran şemsiyeyi aldı. Ne olur ne olmaz, ıslanmayayım dedi kendi kendine. Ayakkabısını giyip dışarı çıktı. Durağa doğru ilerledi. Durakta on dakika kadar otobüs bekledikten sonra nihayet onu götürecek otobüs durağa yanaştı. O da kendini hemen içeri attı. 

Sağdan ikinci koltuk boştu. Bir hamleyle oraya oturuverdi. Cama kafasını yaslayıp hülyalara daldı. En çok Yusuf'u düşündü. Bakalım Yusuf onu tanıyabilecek miydi? Kitabında nelerden bahsediyordu?  Çok tanınıyor muydu? Kafasında binbir tane soruyla yolculuğunu tamamlayıp ineceği durağa vardı. 

Durakta indiğinde annesi onu bekliyordu. Doğruca imza gününün yapıldığı alana gittiler. Yusuf bir masaya oturmuş kitaplarını imzalıyor bir yandan da gelenlerle sohbet ediyordu.  Yanına yaklaştık. Bizi görmedi. Sonra annesi "Yusuuf"diye seslenince annesine cevap verdi. Annesini yanına çağırdı ama bizi çağırmadı. Herhalde tanımadı diye içimden geçirirken anneme seslendi Nemika Teyze. Sonra da bil bakalım kimi getirdim diye sordu Yusuf'a. Kimi acaba dedi annesine.  Bana el işareti yapınca yanlarına gittim. Merhaba Yusuf dedim. Elimi uzattım. Elim havada kalınca anladım birşeylerin ters gittiğini. Yusuf, bu ses çok tanıdık. Kimsiniz diye sordu. Ben Nilgün dedim çocukluk arkadaşın. Aliye Hanım'ın kızı Nilgün. Hemen tanıdı beni. Bende yıllar sonra onu  görmüştüm ama o beni göremedi. Gözlerini yıllar önce geçirdiği bir kazada kaybetmişti. Ama sevmekten ve yazmaktan hiç vazgeçmemişti.








9 Ocak 2021 Cumartesi

KELİME OYUNU - 6

 SERÇE - BİSKÜVİ - ISLIK - KELEPÇE - MUCİZE

Mutfakta bizim evin kedisi ıslık çalıyor. Onun ıslığına radyoda çalan Minik Serçe'nin "Kendinden Kaçak" şarkısı eşlik ediyor. "Çok duygusalsın bu sabah" diyorum bizim kediye. "Duygulara kelepçe vurulmuyor ki, bir anda çıkıveriyor" diyor. "Haklısın" demekle yetiniyorum. 

Sonra kahvaltıya geçiyoruz. Patatesli omletin kokusu bütün mutfağı sarmış. İnce ince dilimlenmiş domatesler, inci gibi dizilmiş zeytinler ve daha neler neler... Karnımda çalan zili susturana kadar yiyorum. Arada sunulan şakalar da kahvaltı sofrasını şenlendiriyor. Onlardan da nasibimi alıyorum..

3 Ocak 2021 Pazar

KELİME OYUNU - 5

 KEDİ - FİLM - KEMAN - HASRET - AĞAÇ

Dışarıda hafiften bir yağmur çiseliyor. Kaldırımda topuk tıkırtıları ritim tutuyor sanki. Köşe başındaki sokak lambasının altında kemanına hüzünle dokunan bir genç beni benden alıyor. "Kemancı başımın tacı" diyorum yanından geçerken. Gecenin karanlığında ilerliyorum. Sanki ben ilerlerken keman da bana eşlik ediyor gibi geliyor. Onun sesiyle yağmur sesi birbirine karışıyor. Yoksa yağmur damlaları keman mı çalıyor diye düşünüp gülümsüyorum. 

Epeyce yürüyüp apartmanın kapısına geldiğimde anahtarımı bulmak için elim çantama gidiyor. Neyse ki çabuk buluyorum. Kilide sokar sokmaz hemen açılıveriyor. İçeri girdiğimde ışık yanınca merdiven basamağında oturan, gözlerini bana dikmiş bakan Hasret ile karşılaşıyorum. Hasret dört numarada oturan Suzan Hanım'ın kedisi. Bembeyaz pamuk gibi tüyleri, boncuk gözleri, muziplikleriyle apartmanın sevimli bir üyesi. Biraz ağlamaklı bakıyor yüzüme. Bu saatte pek dışarıda olmaz bu kedicik diyerek merak ediyorum.