4 Aralık 2020 Cuma

KELİME OYUNU

 Sevgili Kırmızı Ruh arkadaşımızın önerisiyle yeni bir etkinlik başlamış. Ayrıntılı bilgi için deeptone arkadaşımıza da uğrayabilirsiniz. Her hafta belirlenen beş kelimeyle hikaye oluşturuyoruz. Eğlenceli bir etkinlik. Zamanı olanlar yapsın bence. Aşağıdaki beş kelimeyle çarşambaya kadar güzel hikayeler çıkar diye düşünüyorum. Keyifli okumalar diliyorum. :)

DENİZ - KAYIKÇI - SİMİTÇİ - ARABA - DEDE

Masmavi deniz bugün biraz hırçın gibi... Kim kızdırdı acaba onu diye söyleniyordu Kayıkçı Ramazan... Yıllardır bu işi yapmasına rağmen denizin bugünkü haline bir anlam verememişti. Oysa birbirlerinin sırlarını iyi bilirlerdi. Birazdan müşteriler gelmeye başlardı. "En iyisi önce kahvaltımı yapayım" dedi. Simitçiden iki simit aldı biri kendine biri martıların niyetine. Yanında sıcacık çay. Oh, değmeyin keyfine..

O çayını yudumlarken her sabahki müşterisi Rıfkı Bey, ona doğru yaklaşıyordu. Rıfkı Bey'in iş yeri karşıdaydı. Her sabah saat yedi buçukta arabasıyla buraya kadar gelir buradan da karşıya kayıkla geçerdi. "Günaydın" dedi her zamanki telaşlı haliyle. "Bugün deniz pek bir dalgalı Ramazan, karşıya geçebilecek miyiz?" diye sordu. "İnşallah Rıfkı Bey" dedi. "Biraz kızgın bugün ama ben onu sakinleştirmesini bilirim, merak etmeyin" diye gülümsedi. Rıfkı Bey kayıktaki yerine otururunca Ramazan da bağını çözüp kayığı özgür bırakmıştı masmavi denizde. Yol boyunca hafif dalgalara maruz kalsalar da kayıkçının denize fısıldadığı tatlı sözlerin etkisiyle deniz bir anda süt limana dönüşmüştü sanki. Rıfkı Bey "Şu işe bak Ramazan, şu deniz aynı insan gibi. Az önce koskoca dalgalarla insanı yutacak gibi dururken şimdi ne kadar da sakin" diye şaşkınlığını ifade edince "Pek doğru söylediniz Beyim, o da insan gibi. Sağı solu belli olmuyor" diye cevap verdi tecrübeli kayıkçı bıyıklarının altından gülerek. Sonra da yavaş yavaş karşı kıyıya yanaştı Kayıkçı Ramazan. Rıfkı Bey iyi günler dileyerek indi kayıktan ve hızlı adımlarla uzaklaştı..

Arkasından Ramazan da indi. Şu banklardan birine oturayım azıcık yeni müşteri çıkana kadar diye düşündü. Az ilerdeki banka ilişti gözü. Yetmişlik bir dede ve yanında çok sevdiği her halinden belli nine. Ninenin başı dedenin omzunda. Gözler denizin maviliklerinde. Eller birleşmiş, sanki aşklarını tazeliyorlar. Bizim Ramazan'ın dilinden "İkinci bahar yaşıyor ömrüm" şarkısı dökülüverdi. Sonra biraz utandı acaba duydular mı diye. Onlar kendi alemlerindeydi, duymamışlardı bile. Ya da Ramazan öyle zannediyordu. Yarım saat kadar oturdular orada. 

Ramazan'ın aklıysa yeni müşteride. Geldiği yere eli boş dönmek istemiyordu çünkü. Az sonra o ikinci baharı yaşayan çift yaklaşıyor kayığa. Ramazan "Buyur bey amca, bir şey mi soracaksın?" diyor. "Bu kayık senin mi evlat?" diye cevap veriyor o da. "Evet" deyince "Bizi karşıya bırakabilir misin, eski dostlarımızı, eski mahallemizi ziyaret edeceğiz" diye ekliyor. "Tabii bırakırım. Şöyle buyurun" diyerek önce dedeyi sonra da nineyi yerleştiriyor kayığa. Sonra besmele çekip salıyor yine kayığı maviliklere. 

Nine diyor ki "Az önce bankta otururken söylediğin şarkıyı tekrar söyler misin evladım?" Amca da sevdiğinin ellerinden tutup "Hani ikinci bahar olan, evlat" deyince bizim Kayıkçı Ramazan "Eyvah, duymuşlar "deyip biraz utansa da başlıyor söylemeye. Onların neredeyse asırlık sevdalarına yer-gök, deniz, kayıkçı ve daha niceleri eşlik ediyor. Ta ki karşı kıyıya varana dek...


27 yorum:

  1. Sizinki de çok güzelmiş elinize sağlık:)

    YanıtlaSil
  2. Hoş bir hikaye. Emeğinize sağlık, kelimelerin hakkını vermişsiniz tam olarak.

    YanıtlaSil
  3. Çevremizde ne çok ikinci bahar öyküsü yaşanır da farkına bile varmayız. Oysa onlar fark edilmeyi beklerler. "Ömrümüzün son demi" diyerek...
    Hayat bir öyküler toplamı değil midir?
    Sevgiyle, mutlulukla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fark etmek gerek tabii onların ayrı güzelliği var çünkü. Hayatın her karesi bir öykü... Sevgiler.

      Sil
  4. heyoouaaa gelcam yine, koydum linkini şimdi yorumlaraa :) 9 kişi olduuuk :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel... Çok keyifli bir etkinlik:) Gel bekliyorum...

      Sil
  5. çok güzel çok duyguluuuuu :) türk filmini andırıyooor, münir özkul adile naşit olsuun :) bi dee, istanbulda sahiden de böyle karşıya geçenler var yani kayıklarla, teknelerle. hatta zenginler filan var, kendi tekneleri ile geçiyolar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.:)Münir Özkul-Adile Naşit ikilisi yakışır tabii:)Bende İstanbul'da hayal ettim onları zaten.:)

      Sil
    2. Bende de aynı hisleri uyandırdı, sıcacık sarmaladı, eski sakin günleri hatırlattı. Ellerinize sağlık 😍

      Sil
    3. Buna çok sevindim. Teşekkür ederim.:)

      Sil
  6. Keyifle okudum.Çok sevgiler.

    YanıtlaSil
  7. Çok romantiikk, çok beğendim!=)

    YanıtlaSil
  8. Çok naif, ne güzel duygular yaratıyor okuyanda.. elinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize sevindim,çok teşekkür ederim.:)

      Sil
  9. Ben film değil ama eski Türk edebiyatından bir alıntı gibi okudum, öyle hissettirdi güzeldi. Katıldığınız için teşekkürler. Haftaya yine görüşmek ümidiyle. Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim,benim için çok keyifliydi.Umarım haftaya katılabilirim. Sevgiler...

      Sil
  10. Çok güzel olmuş. Ne tatliş bir etkinlik bu yaaa... Kaleminize sağlık. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Sizi de bekleriz. Sevgiler...

      Sil
  11. çok güzel olmuuş çok da romantik ve duyguluu :) ay yaa yaşlıların her hali duygulandırıyor beni gözlerim doluyor çok sevdim valla :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim,yaşlıların ayrı bir duygusallığı var.:)

      Sil
  12. Zaten senin öykülerine ve hikâyelerine hayranım...gerçekten çok güzel olmuş kalemine gönlüne sağlık canım benim sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel düşüncelerin için.Sevgiler...

      Sil