27 Aralık 2020 Pazar

KELİME OYUNU - 4

 Kelime Oyunu serisinin dördüncüsünün kelimeleri sevgili Hanife Ertaş'tan: YEŞİL - BAHARAT - ŞİİR - YOL - SABAH

Burası iki dağın arasında kurulmuş yemyeşil ovanın ortasında küçük bir Anadolu köyü. Gün erken başlar burada. Yollarda insanlardan önce koyunları, sığırları görürüz. Bir bakkal dükkanı vardır meydanda bir de kahvehane..
Bakkalın veresiye defteri kabardıkça kabarmıştır. Her seferinde bundan sonra veresiye meresiye yok dese de yufka yüreklidir Ömer Amca, kıyamaz kapısına gelip isteyene. Sonra yine yazar veresiye defterine..

Kahveci Çakır ise feleğin çemberinden dönse de borçsuz döndüremez ocağı. Muhabbetle demlenir çaylar, sohbetle dağıtılır efkarlar.

Bir de Fatma Nine vardır köyün doktoru. Kimin bir derdi olursa ona koşar. Kim hastalansa kendini onun kapısında bulur. Türlü türlü otlarla baharatları karıştırıp yaptığı macunların ünü civar köylere kadar gitmiştir. Bir gün boğazım çok ağrıyordu. Vardım Fatma Nine'nin kapısına. Tokmağı tıklatınca gıcırdaya gıcırdaya açıldı kapı. Kapının arkasında yeşil gözlerini bana dikmiş, çiçekli fistanıyla minik bir kız çocuğu. Fatma Nine'nin çırağı, torunuymuş meğerse bu. Beni içeri buyur etti. Şikayetimi anlattım. Hemen kalktı yerinden. Isırgan otu kavurup karabiber serpti üzerine. Sonra da boğazımın etrafına yayıp sardı bir bezle Fatma Nine. Bunu yedi gün tazele dedi. Pek iyi geldi bu tarif. Soran herkese söyledim. İyi etmişim değil mi?

Bir de köyün akıllı delisi Halis var, hiç ummadığın anda karşına çıkıp ödünü patlatıp eline veren Deli Halis. Bu Halis'in garip huyları vardır. Sabahları horozlar ötmeden kalkar "Uzun ince bir yoldayım" şiirini okur köyün orta yerinde. Anasının bastonu inmezse kafaya daha kim bilir neler okuyacaktır neler.. Zorla götürür evine annesi. Pek de inatçıdır keçi gibi.

Deli Halis'in dost bellediği bir de muallime vardır burada. Tek göz odalı muallimhanede  küçücük yüreklere kocaman şeyler öğretme derdinde. Bir gün ayrılmak zorunda kalır muallime. Minik yürekler, boynu bükükler bırakır geride. Deli Halis bağırır arkasından kim öğretecek yeni şiiri bana, söylesene Feride...

37 yorum:

  1. Küçük yerlerin özenilesi büyük yaşamları.
    Kalmadı artık veresiye defterleri kimsede.

    YanıtlaSil
  2. Köy hayatına ne kadar özlem duyuyoruz.Tabi gerçekleşse nasıl yaşarız orası ayrı,ama hayali güzel. Sıcacık bir anlatım olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşaması zordur elbet. Ama insan doğal olan şeylere daha çok özlem duyuyor.Teşekkür ederim.:)

      Sil
  3. Tuylerim diken diken oldu okurken. Cok guzel yazmissiniz. Ellerinize saglik. :)

    YanıtlaSil
  4. İnsanların iç içe yaşadığı ve birbirinden haberdar olduğu bir köy canlandı gözümde...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha samimi daha sıcak ilişkilerin yaşandığı bir yer...

      Sil
  5. Cok guzel bir kesit anlamışsınız ustelik kelime oyunlari dahilinde. Yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  6. Ne güzel yaşattın o köyü ve o köyün güzide insanlarını. Canlanıp dile geldiler sanki. Uzayıp gitseydi keşke biraz daha. Yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Tadında bırakayım dedim.

      Sil
  7. İçime işledi resmen kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
  8. Yaa :) Böyle buruk bir tat bıraktı bende. Ama sevdim, kelimelerinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O burukluk insanın daha doğal şeylere olan özleminden olabilir belki.:) Teşekkür ederim.:)

      Sil
  9. oleey şimdi koyayım listeye yarın keyifle okuruuum :)

    YanıtlaSil
  10. Feride, Çalışkuşu romanındaki Feride mi yoksa? :)

    YanıtlaSil
  11. Onları tanıyormuşum gibi hissettim. Öyle bir sıcaklık vardı hikayenizde :) Elinize sağlık. Sevdim 😊👌🏻

    YanıtlaSil
  12. şahane bir anlatım gerçekten, sıcacık bir atmosfer oluşturmuşsunuz, bayıldım, elinize sağlık, sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel düşünceleriniz için teşekkür ederim. Sevgiler...

      Sil
  13. ne tatliş köy öyle. sen zaten böyle küçük yerleşim yerlerinin öykülerini ne güzel yazıyon vallası. bir dee, öykülerinin uzunluğu ideal bencesiiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım biraz doğallığı özlemişim. Çok teşekkür ederim.:)

      Sil
  14. Çocukluğumuzdaki öykülere benzettim çok hoş:) elinize sağlık:)

    YanıtlaSil
  15. Köy hayatını hep sevmişimdir.Orada herşey daha gerçek ve samimî Sıcacık bir yazıdaydı..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşaması zor olsa da orada daha doğal daha samimi yaşanıyor her şey. Çok teşekkür ederim.:)

      Sil
  16. Küçük yerlerin samimiyetini bulamayız şimdi mutlu yıllar arkadaşım.

    YanıtlaSil
  17. Anı ve gezi arasında kalmış, güzel bir yazı olmuş. Kaleminiz daim olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, biraz öyle oldu. Çok teşekkür ederim...

      Sil
  18. geç gelebildim okumayaa :) ne güzel anlatmışsın ki eskiden anneannemlerin yaşadığı yer de böyleymiş küçük ve şirin sonra ilçe olmuş kalabalıklaşmış. tekerlemesi bile var eski: dırın dırın andırın iki dükkan bir fırın diye. o kadarmış çünkü. şimdi içinde üniversiteye bağlı bir myo var :D annemin babaanesi de eskiden oranın doktoru gibiymiş. kadınlara doğum yaptırırmış hastalar ona gelirmiş kırık çıkık filan iyileştirirmiş. kendisi de 112 yaşına dek yaşadı eski toprak derlerdi. bunlar geldi okurken aklıma :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geç olsun güç olmasın.:) Tekerleme çok şirinmiş.Geçmişe yolculuk olmuş sizinkisi:)

      Sil
  19. Sıcacık bir yazı gerçekten. Pandemi köy hayatının kıymetini daha mı öğretti ne

    YanıtlaSil