------------------------------
Kaynak röportaja buradan ulaşabilirsiniz.
------------------------------
Kaynak röportaja buradan ulaşabilirsiniz.
- Hocam, beni tanıdınız mı?" dedi.
İhtiyar öğretmen,
- Hayır tanımadım.. diye cevap verdi. Adam,
- Hocam nasıl tanımazsınız!.. Ben ilkokul öğrenciniz Mustafa. Hocam sınıfımızda bir arkadaşın saati kaybolmuştu. Ben almıştım. Siz de,
- Herkes kalksın ve ellerini tahtaya dayasın, arama yapacağım. demiştiniz..
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.

Çok kıymetli edebi bir arşivi olan değerli bir yakınımın bir şiirini paylaşıyorum. Bugüne kadar kimseyle paylaşmadığı eserlerinin arasından bu şiirini hoş bir sohbet esnasında uzun ikna uğraşlarımız sonucu bizimle paylaşmıştı. Kendisine paylaşımından dolayı teşekkür ediyor ve bu paylaşımın diğer çok kıymetli olduğunu düşündüğümüz eserlerinin de bir blog veya bir kitap vasıtasıyla okurlarla buluşmasına vesile olmasını diliyorum...
Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan...
Mide ameliyatı geçirdikten sonra, bir yakınım, önce sadece serumla, bir kaç gün sonra komposto suyu vb. sıvı gıdalar ile ve nihayetinde mide biraz iyileşince çorba ile beslenmeye başlamıştı. Yemek olarak çorbaya kavuşan bu akrabamın sevinci tarif edilemez idi. Bu kavuşma beni, Balıkesir'de çorbacılarda gördüğüm bu şiiri tekrar okumaya yöneltti. Afiyet olsun, iyi okumalar..
Çölde yolculuk eden iki arkadaş hakkında bir hikaye anlatılır. Yolculuğun bir aşamasında iki arkadaş tartışırlar, biri ötekine tokat atar. Tokadı yiyenin canı çok yanar ama tek kelime etmez ve kum üzerine şu sözleri yazar: