10 Mart 2020 Salı
MİMOZA
Ah Mimoza, memleketinden sürgün yemiş sevgili...
Sarı sarı boynunu bükerken ne kadar nazlı görünüyorsun. Öyle mahzun öyle kederli... Sarı ayrılık rengi derler senin hüznün bundandır besbelli.
Ah Mimoza! Yorgun bedenlerin gururlu kızı...
Akşamları sobanın başında yemeğini karıştırırken daldığı düşlerin büyüsüne kapılan, yemeğin buharına hayallerini karıştıran bir sevdalı gönüldür Mimoza.
Geceleri Mona Roza okur Sezai Karakoç imzalı. Gündüzleri ise kendi destanını yazar: Ateşten Çember.
Bir gelincik masalıdır Mimoza... Düş kurmasını bilenlerin ya da kendi içinde kaybolanların masalı...
Ne zaman geleceksin Mimoza? Ne zaman değecek saçların pencereme. Ne zaman sesime ses verecek sessiz çığlıkların? Ne zaman düşlerimde olacaksın Mimoza? Ne çok soru sordum değil mi sana? Ah Mimoza bir bilsen içimdeki fırtınaları... Ah bir dindirebilsen onları!
Öyle tanıdık değildir Mimoza çok meşhur olmamıştır daha. Ama kendi masalının prensesidir o. Kendi diyarında kendi hayallerinin peşindedir Mimoza. Akşamları yorgun bedeni düşerken yatağa, minik yavrularının sıcacık öpücüğüdür onu dinlendiren. Huzurdur yalnızca istediği. Yüreğine iyi gelecek ilaç reçetesi.
Ah Mimoza!
Alıp başını gitmelerim var derken bile kalıp savaşmanın derdinde. Sevdası yüreğinde, hayalleri penceresinde ve yaşamın tam orta yerinde bir garip yolcudur Mimoza...
26 Şubat 2020 Çarşamba
GÖNÜL!...
Aylar geçti üzerinden. Ne yağmurlar ne fırtınalar ne karlar atlattı bu gönül. Kimi zaman sessizce sustu kimi zaman çağlayanlar gibi coştu. Ama ümidini yitirmedi. Karanlıktan sonra aydınlığın geleceğini hep bildi. Belki de o yüzden sevmekten vazgeçmedi.
Hangi taşı kaldırsam sen çıkıyorsun ey gönül... Bülbül dertli, gül dertli, gönül hepsinden dertli. Bitmez denilen dertler biter, onarılmaz denilen yaralar kapanır. Ve bir gün bir yerlerde yeniden başlanır hayata. Tıpkı yeniden doğmak gibi.
Gramofonda eski bir şarkı çalıyor Zeki Müren hatırası. Dışarıda hafiften bir yağmur yağıyor. Mum ışığında hayat bulmuş gönüller var ya da ateşe koşmuş pervaneler. Yandıkça yazmış, yazdıkça yanmış. Gece suskun, gönül suskun... Belki de yorgun. Bir tek Zeki Müren konuşuyor şimdi bizim yerimize.
Odadaki mum ışığı etrafa loşluk yayarken uyku göz kapaklarıma hükmetmeye çalışıyor. Direniyorum ama nafile söz geçmiyor kendisine. Yazmayı bırakıp köşedeki sedire uzanıyorum. Üzerime de annemin ördüğü kesme şeker modelli battaniyeyi alıp rüyalara dalıyorum. Uyanır mıyım bilmem!
23 Şubat 2020 Pazar
HUZUREVİ HALLERİ
Her sabah içtima yapar gibi dördüncü bölük beşinci tabur komutanı İsmail Hakkı Bey sanki hala komutan gibi hizaya sokmaya çalışır insanları. Etrafındakiler alışıktır onun bu haline. Her sabah geleneksel hale gelmiştir huzurevinde.
Bir de Mübeccel Hanım vardır huzur evinin tontiş teyzesi. Pamuk gibi saçları hafiften dalgalanır. Bakışları Türkan Şoray gibi anlamlı ve derin. Sesi desem bülbüllerle yarışır. Aldı mı ud'unu eline. Tellere değil sanki dokunur gönüllere. Ya Mümtaz Bey'e ne demeli sevdalanmıştır Mübeccel Hanım'a bir kere. Onun şarkılarıyla kendinden geçerken kim bilir neler hayal eder içinden. Her halini takip eder gizliden.
Şeker Hanım ise adı gibi şeker gibidir. Ağzından bal damlar sanki. Üç beş kişi buldu mu etrafında hemen başlar hikaye anlatmaya. Hele soğuk kış gecelerinde sıcak çay eşliğinde anlattığı hikayelere doyum olmaz. Onu dinlemekten kimse yorulmaz.
Rükneddin Bey vardır bir de her zamanki sallanan sandalyesinde uyuyakalan ama uyuduğunu da asla kabul etmeyen. Bir gün horlama sesini kaydedip dinleten arkadaşlarına bu ben değilim diye inkar eden. Ne gelen vardır ziyaretine ne giden. Yalnızlar rıhtımında gariban bir adamdır Rükneddin Bey.
Rayiha Hanım kapıda göründü. Emekli hemşire olan Rayiha Hanım'a herkes hastalığından şikayet eder. Her ne kadar ben doktor değilim dese de dinletemez kimseye.
Artık pes edince verir birine reçete. Üç tutam sevgiyi yarım bardak saygı ve bir bardak fedakarlıkla karıştır. Sonra bu karışımı her akşam iç. Dünyayı toz pembe görürsün diye yazınca reçetesi herkes tarafından duyulur. Duyulmakla kalmayıp uygulamaya konulur. Bir anda bütün hastalar şifaya kavuşur.
Rıfkı Bey köşesine çekilmiş mektubunu yazarken Rayiha Hanım yanına yaklaşır. Yine kime mektup yazıyorsun diye sorduğunda Rıfkı bey'den eşime cevabını alır. Oysa eşi 3 yıl önce vefat etmiştir. Rayiha Hanım bunu bilse de eşine benden de selam söyle demeyi ihmal etmez. Rıfkı Bey'in hayalleriyle yaşamasını engellemez.
Bu alemde hepsinin hikayesi gözlerinden okunur. Bazen dile düşse de daha çok gönle düşer. Düştüğü yerde kimi kor olur kimi bahar olur. Ve su yolunu bulur. Vedalaşırken huzurevi sakinlerinin arkadan yine gel yine bekleriz nidaları duyulur. Gözler gönüllerle buluşur. Hafiften sallanan el eşliğinde herkes kendi dünyasında yol alır. Hem gidenler hem kalanlar hoşçakalır...
Bu alemde hepsinin hikayesi gözlerinden okunur. Bazen dile düşse de daha çok gönle düşer. Düştüğü yerde kimi kor olur kimi bahar olur. Ve su yolunu bulur. Vedalaşırken huzurevi sakinlerinin arkadan yine gel yine bekleriz nidaları duyulur. Gözler gönüllerle buluşur. Hafiften sallanan el eşliğinde herkes kendi dünyasında yol alır. Hem gidenler hem kalanlar hoşçakalır...
20 Şubat 2020 Perşembe
NE DEMELİ?
Bazen öylece yağmalı usul usul.. Huzur soluklayabilmek için. Hafiften üşümeli insan. Yorgan örtmeden beklemeli. Belki biraz titrerken sıcaklığın ne demek olduğunu hissetmeli.
Kayıp giderken ellerimizden zaman; akrep ve yelkovanın kıymetini bilmeli. Gökyüzü hala maviyken doyasıya bakmalı ki bir daha göremeyince farkına varabilmeli.
Kayıp giderken ellerimizden zaman; akrep ve yelkovanın kıymetini bilmeli. Gökyüzü hala maviyken doyasıya bakmalı ki bir daha göremeyince farkına varabilmeli.
11 Şubat 2020 Salı
AĞAÇ EV SOHBETLERİ 24
Evet, gözlerimi kapadığımda hayatın her rengini içinde barındıran bir balonla gökyüzünün uçsuz bucaksız maviliğine kendimi bırakıyorum. Karamsar düşünceler, ayrılıklar, acılar, kötülükler, yaşanmış zorluklar özgürce yol almama engel teşkil edebilir, yükselmemi engelleyebilir. Önemli olan acı veren izlerden güzellik yaratıp, engelleri ortadan kaldırıp yolumuza devam edebilmekte diye düşünüyorum. Gözlerimi kapadığımda bunu yaptım ve çok rahatladım. Şimdi kendimi daha özgür hissediyorum ve hafiflemiş bir şekilde gökyüzünde yol alıyorum. Nacizane tavsiyem bütün olumsuzlukları bir kenara bırakıp öylece balonu havalandırın. Bu arada çok renkli balonum tek kişilik değil çok kişiliktir. İsteyen gelebilir.:)
Bir ağaç ev sohbetinin sonuna geldik. Bir sonraki sohbette görüşmek üzere.:)
Bu haftaki sohbet konumuzu belirleyen arkadaşımıza da teşekkürü borç bilirim.https://kendinetanterosa.blogspot.com/2020/02/agac-ev-sohbetleri-24.html?m=1
3 Şubat 2020 Pazartesi
BAVUL
Orta boyda, kahverengi gözleri olan, içine kocaman bir yürek konup ağzı kapanan, her gidilen yere bazen benden önce giden ama hiç şikayet etmeyen bir varlıktı o.
23 Ocak 2020 Perşembe
BİLİYOR MUSUN BABA?
Biliyor musun, Baba? Neyi dediğini duyar gibiyim. Bugün karne aldım. Sen yoktun yanımda. Sen yokken ben daha çabuk büyüdüm. Karne fotoğraflarında bir yanım hep eksik kaldı. Hediyen geldi ama sen yoktun..
Biliyor musun, Baba? İlk defa sensiz kutladım doğum günümü. Pastanın mumunu üflerken dilek diledim sen gel diye. Ama gelmedin hala. Kuyruklu yıldızı gördüğümde de dilek diledim yine gelmedin. Gökyüzünde gördüğüm uçaklarla selam gönderdim sana. Aldın mı selamımı?
Biliyor musun, Baba? İlk defa sensiz kutladım doğum günümü. Pastanın mumunu üflerken dilek diledim sen gel diye. Ama gelmedin hala. Kuyruklu yıldızı gördüğümde de dilek diledim yine gelmedin. Gökyüzünde gördüğüm uçaklarla selam gönderdim sana. Aldın mı selamımı?
16 Ocak 2020 Perşembe
BLOG YAZMAYA NASIL BAŞLADIN?
Sevgili "İçimdeki yaz" beni mimlemiş. Bana da davete icabet etmek düşmüş. Kendisine çok teşekkür ediyorum.
Yazmak ezelden ebede uzanan bir yolculuk gibi. İlk şiirimi ortaokulda yazdığımı düşünürsek yaklaşık 25 yıldır yazıyorum. Mutluluğumu, mutsuzluğumu, umutlarımı, hayallerimi her şeyi yazarak anlattım. Bazen yaşadıklarım konu oldu bazense hayal ettiklerim... Kalem sırra dokununca dilde duranlar gönülden kaleme dokundu. Dokunmakla kalmayıp kağıda döküldü.
Yazmak ezelden ebede uzanan bir yolculuk gibi. İlk şiirimi ortaokulda yazdığımı düşünürsek yaklaşık 25 yıldır yazıyorum. Mutluluğumu, mutsuzluğumu, umutlarımı, hayallerimi her şeyi yazarak anlattım. Bazen yaşadıklarım konu oldu bazense hayal ettiklerim... Kalem sırra dokununca dilde duranlar gönülden kaleme dokundu. Dokunmakla kalmayıp kağıda döküldü.
9 Ocak 2020 Perşembe
MASALIN MASALI (ORTAK ÖYKÜ)
Sonra kendine gelip hemen etrafa haber saldı. Duyanlar birer birer geldi. Yer paylaşımı yapılıp aramaya başladılar. Annesi de gidebileceğini düşündüğü yerleri aklından geçiriyordu. Belki yine kurbağaları sayıyordur diye düşünüp nehir kenarına bir bakalım dedi. Çalıların arkasına gizlenmiş gibiydi nehir. Onları aşıp yanına vardığında suyun içine baktı sanki Masal oradan çıkacak gibi. Ama suyun yüzeyinde gördüğü yalnızca kendi yüzüydü.
Yerden bir taş alıp fırlattı dereye bütün umutsuzluğunu fırlatıp atar gibi. Geriye döndü. Çalılara doğru yürürken bir şey gözüne takıldı. Masal'ın kırmızı puanlı saç bandı bir çalının ucuna takılmış sallanıyordu. Eğilip eline aldı. Sonra istemsizce kokladı. Masal gibi kokmuyordu. Onun değildir. Dünyada kırmızı puanlı saç bandından sadece Masal'ın yoktur herhalde diye düşündü. Bir yandan da ya onunsa diye aklından geçirmedi değil.
(Devamını yazmak isteyen arkadaşlar Sessizgemi veya Deeptone arkadaşımıza müracaat edebilir.)
Yerden bir taş alıp fırlattı dereye bütün umutsuzluğunu fırlatıp atar gibi. Geriye döndü. Çalılara doğru yürürken bir şey gözüne takıldı. Masal'ın kırmızı puanlı saç bandı bir çalının ucuna takılmış sallanıyordu. Eğilip eline aldı. Sonra istemsizce kokladı. Masal gibi kokmuyordu. Onun değildir. Dünyada kırmızı puanlı saç bandından sadece Masal'ın yoktur herhalde diye düşündü. Bir yandan da ya onunsa diye aklından geçirmedi değil.
(Devamını yazmak isteyen arkadaşlar Sessizgemi veya Deeptone arkadaşımıza müracaat edebilir.)
1 Ocak 2020 Çarşamba
ÇİNKO- MİNKO- TOMBALA
Yaşadığın zamanı yaşayacaksın sadece. Kış geldiğinde baharı anmak yerine kışın güzelliklerini keşfedip keyfini çıkarın. Baharı bahar geldiğinde yaşayın sadece. Kutlama yapmak için özel günleri beklemek yerine her gün için kutlama yapacak nedenler bulun. Tıpkı her gün güneşin doğuşunu kutlamak gibi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









