5 Ocak 2018 Cuma

HİLAL İLE PORTAKAL

Mahallenin birinde Hilal adında şirin mi şirin bir kız yaşardı. Tek katlı kerpiç evinin bahçesinde rengarenk çiçekler doluydu. Bir de dalları Hilal'in odasının penceresine uzanan küçük bir portakal ağacı vardı. Hilal bu ağacın kokusunu çok severdi. Her sabah uyanınca ilk iş penceresini açar portakal ağacına selam verip kokusunu içine çekerdi. Hele meyve verince portakallarla konuşmadan edemezdi. Okulda canını sıkan biri olsa eve gelir gelmez hemen bir portakala anlatır, rahatlardı.

2 Ocak 2018 Salı

BARIŞ ABİ

 Sakız Hanım'la Mahir Bey'i buluştururken kırk yıl hatrın hüküm sürdüğü fincandan anılar dökülmüştü gönüllere. Gönlü güzel insandı Barış Abi..

"En büyük Mehmet bizim Mehmet" derken, Mehmet'in dünyasına yolculuk başlardı. Belki de çocuklar en çok domates-biber-patlıcanla oynardı. Çocukların sevgilisiydi Barış Abi. O çocuklar adam olmuşlar mıdır acaba? Oysa adam gibi adam olmayı başarmış çocuklar onun hayaliydi..

"Dağlar Dağlar" diye seslenirken karşıdaki dağların onun feryadına ses verdiğini duyardınız..

31 Aralık 2017 Pazar

TAHTA OYUNCAK

Köyün sokaklarında dedesinin yaptığı tahta bisiklete binen çocuk ne kadar da mutluydu. Pedalları kendi minik ayakları olsa da, tekerlekleri son model olmasa da minik bir yüreği mutlu etmeye yetiyordu.

Kutu kutu penselerle hayat bulan çocukluğumuz vardı tablet oyunlarına yenik düşmeden önce.

Saklambaç oynarken çoğunlukla saklandığım yerde uyuyakalırdım. Saatlerce beni bulamazlar, telaşlanırlardı.

29 Aralık 2017 Cuma

MUTLULUK

Elindeki şişlerle bir ters bir düz ören bayanın, kendini örgüye bir kaptırışı vardı ki sanırsınız dünyadan soyutlanmış. Eli işledikçe yüreği de ilmek ilmek işlenmiş ördüğü atkıya. Kim bilir hangi sevdiğinin boynuna dolanacak o sevgiyle örülen atkı? Küçük şeylerden büyük mutluluklar çıkıyor besbelli. Onun mutluluğu iki ilmek arasında.

Elma kurtları elmanın en güzel yerine yerleşirler. Kitap kurtları ise kütüphanenin en güzel yerine. Kitap kokusunu içine çeke çeke sayfaların arasında kaybolmaktır onlara göre mutluluk. Bu da görünüşte küçük ama aslında büyük mutlulukları beraberinde getirir.

22 Aralık 2017 Cuma

HAYAT ARKADAŞIMA

İnsanın hayatında dönüm noktaları vardır. Evlilik, mezuniyet, sınav vs. gibi.. Evlilik deyince aklıma hep Barış Manço'nun Süper Babaanne şarkısı gelir. O şarkıda "bir yastıkta tam kırk yıl" diye bir ifade vardır. Acısıyla, tatlısıyla paylaşılmayı bekleyen  bir ömürdür bizim kapımızı çalan..

Bir elmanın iki yarısı olup birleştirildiğinde tamamlanan, hayatıma renk katan güzelliktir eşim..

Kırk yılların çok başında olmamıza rağmen aynı yastıkta kocamayı hayal ettiğim biriciğimdir eşim..

17 Aralık 2017 Pazar

BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE | GRIGORY PETROV

Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı kitap Finlandiya'ya hitaben yazılmış. Burada bataklıklar içindeki bir ülkenin nasıl ayağa kalktığından, sosyo-ekonomik gücünü nasıl kazandığından, nasıl gelişmiş bir ülke haline geldiğinden bahsediyor.

Ayrıca Atatürk'ün okullarda okunmasını tavsiye ettiği kitaplar arasında olması da manidardır. Okurken bir ülkenin yeniden şahlanışına tanıklık etmiş oluyorsunuz.

Din adamlarından, aydınlara; futboldan, eğitime  birçok alanda yapılması gerekenlerin anlatıldığı oldukça güzel bir kitap.

4 Aralık 2017 Pazartesi

DONDURULMUŞ GÜLÜCÜKLER

Sararmış albümlerin arasında buldum kendimi. Her fotoğraf karesinde bir başka anının izlerine rastladım.

Bazen ağlayan bir çocuktum sayfada bazense gülmekten katılan minik bir yavrucak. Bazen bir rock konserinde kendinden geçen çılgın bir genç karşılıyor beni. Bazense suyun üstüne yazı yazmaya çalışan bir yürek çıkıyor karşıma..

30 Kasım 2017 Perşembe

GİDENLERİN ARDINDAN

Önümden giden vapura son kez el sallarken, kaptan düdüğünü öttürüp giderken çok şey kalır geride. Köpük köpük sularda yol alan vapurun penceresinden bir çift göz düşer uçsuz bucaksız görünen maviliğin üzerine. Rıhtımda yolcusunun bir daha geri dönmeyeceğini düşünen bir dost, bir sevgili ya da bir anne kalbi, yüreği eline verilmiş gibi boynunu büküp elini sonsuzluğa sallarken kim bilir neler geçer aklından ve kalbinden?

27 Kasım 2017 Pazartesi

GÜNEŞLİ GÜNLER

Bir kaç kitap, bir fincan kahve, mürekkebe bulanmış hayaller, gaz lambası ve gecenin melon şapkası. Radyoda fon müziğine karışmış bir lavanta kokusu. Sallanan koltuğumun ayarı bozulmuş sanki. Kâh hızlı sallıyor, kâh sallamamak için naz yapıyor..

Köşeme çekildim kedi misali. Üzerimde renkli bir battaniye. Bir elimde kahve, diğerinde sararmış sayfalarında kendimi kaybettiğim kitabım. Gecenin sessizliğini bozan saatin tik-takları  ritmik bir türkü tutturmuş gibi. Sevmediğim bir şarkı çıkınca radyonun frekansını değiştirdiğim gibi saati ortadan kaldırıyorum. Artık sadece gecenin sessizliğinde kendimi dinliyorum.

20 Kasım 2017 Pazartesi

ÇİLEK REÇELİ

Önce çilekler yıkanıp, doğranır. Sonra şekerle buluşup ağızları tatlandırmak üzere tencereye alınır. Yavaş yavaş karıştırarak odun ateşinde pişirilir. Pişer pişmez, tereyağ çalınmış ekmeğin üstüyle buluşup mideye bayram ziyaretine gider. Bu tadımlık kısmıdır sadece.

Doyumluk kısmı için ise kavanozlar yola çıkmıştır bile. Sonra sabah kahvaltısının vazgeçilmez sevgilisi oluverir. Onsuz kahvaltının tadı olmaz sanki. Sadece çileklisi değildir elbet. Bir sürü çeşidi de hamarat ellerden çıkıp sofralara konuk olur. Yeter ki ağzımızın tadı kaçmasın. Keşke dünyanın ağzına bir parça çilek reçeli çalsak da ağzı tatlansa. Ya da ağızların tatlanması bu kadar kolay olsa.  Daha da ötesi bu tat hiç bozulmasa..