16 Mayıs 2017 Salı

CENNETTEN BİR KÖŞE: KAZ DAĞLARI

 Yaz mevsimine girerken insan şöyle şehrin keşmekeşinden uzak, doğayla baş başa kalınabilecek bir yer arayışına giriyor. Balıkesir ve Çanakkale sınırları içinde kalan Kaz Dağları tam böyle bir yer.. Doğayla iç içe, yemyeşil, bol oksijenli, alternatif bir tatil mekanı.. Kızılçam, meşe, karaçam ormanlarıyla ve zeytin bahçeleriyle kaplı bu güzel coğrafya, yaz mevsiminde bile geceleri serin olduğundan, sıcaktan bunalanlar için ideal bir kaçış yeri..

Kaz Dağları'nın zirvelerinden kopup gelen buz gibi çayın kenarına konan tahta piknik masalarında, ayağınız suyun içinde mangal ve semaver keyfi.. Diğer taraftan, buz gibi suya atıp çatlattığınız karpuz, yanında Zeytinli'nin fırınlarından taptaze karanfilli ekmek ve yöre köylülerinden aldığınız çeşit çeşit peynir, zeytin, bal, tereyağı.. Doğal ve sağlıklı hayat burada, özetle..

 Kaz Dağları’nda görülmesi gereken yerler çok fazla.. Bunları; Sutüven Şelalesi, Hasan Boğuldu Göleti, Pınarbaşı Mesire Yeri, Sarıkız Tepesi, Çamlıbel Köyü, Kızılkeçili Köyü, Mıhlı Şelalesi, Adatepe Köyü, Zeus Altarı, Yeşilyurt Köyü, Tahtakuşlar Köyü, Etnografya Galerisi, Şahindere Kanyonu, Antandros Antik Kenti, Darıdere Tabiat Parkı olarak listeleyebiliriz. Bu yerleri tam anlamıyla gezmek kısa sürede, bir veya bir kaç günde mümkün değil. Balıkesir'de görev icabı sekiz sene kaldım fakat ben de hepsini gezmeyi başaramadım. Gidebildiğim görebildiğim kadarıyla Kaz Dağları'nı size tanıtacağım..

 Hasan Boğuldu Göleti de, Sarıkız Tepesi de hüzünlü hikayelerden ismini almış yerler. Peki, Kaz Dağları'nın hüzünlü olaylar sonucu adını almış cennet köşesi güzelliğinde olan bu iki mevkisine nasıl ulaşılır?

 Sarıkız Tepesi ve Hasan Boğuldu mevkisine ulaşmak için Edremit ile Akçay arasında bulunan karayolundan Zeytinli tabelasını görünce kuzeye dönüp Zeytinli Kasabası'na ulaşılır. Çok şirin bir belde olan Zeytinli'de Cumartesileri pazar kurulmaktadır. Ayrıca karanfilli ekmeği de harika olan bu kasabadan kuzeye devam edilince bir yol ayrımına gelinir. Direk kuzeye devam edilirse milli park kapsamında olan Sarıkız bölgesine ulaşılır. Bu bölgeye rehbersiz girilememektedir. Eğer yol ayrımından sola dönülürse dört kilometre sonra Sutüven Şelalesi'ne ulaşılır. Sutüven Şelalesi'nden sonra araba ile ilerlemek mümkün değil. Bir kilometre kadar daha yürüyünce de Hasan Boğuldu Göleti'ne ulaşılıyor.

SUTÜVEN ŞELALESİ

 Şelale Sarıkız Yaylası’ndan doğan Kızılkeçeli Çayı üzerinde yer alıyor. Kaz Dağları'nın yemyeşil ormanları içinde doğayla baş başa kalabileceğiniz muazzam bir yer burası.. Şelalenin döküldüğü göletin suyu buz gibi, uzun süre yüzmek gerçekten zor, kalbi olanlar dikkat etsin..

Bir kayadan duman duman
On iki metre atlıyan,
Dağ kokusuyla yüklü su.

Boşluğa fırlayınca saç,
Düştüğü yerde üç kulaç
Mavi su, ak köpüklü su.
...
Akması tel tel ince saç,
Düştüğü yerde üç kulaç,
Mavi su, ak köpüklü su!..

(Mustafa Seyit SUTÜVEN)

 Bu arada, Sutüven Şelalesi'ndeki SUTÜVEN kelimesinin ne anlama geldiğini merak edenler de olacaktır. Kaz Dağı'nın yerlisi bir köylüye bu meseleyi sorduğumuzda şu cevabı aldık:

Sutüven, aslında SU ve TÜVEN kelimelerinin birleşiminden oluşuyormuş. Su, bildiğimiz su.. Tüven ise, tüymek (hızla kaçmak, sıvışmak) kelimesinden türeyen, tüyen (kaçan) kelimesinin yöresel kullanılış biçimiymiş. Şelalede de su hızla aşağı aktığı için, zamanında bu şelaleden Tüyen Su anlamında Sutüven olarak bahsedilmeye başlanmış ve bu isim bugünlere ulaşmış. Ben, yöre köylüsünün yalancısıyım, ama durum bu! Ne güzeldir, benim Anadolu insanımın mantığı...

HASAN BOĞULDU GÖLETİ

 Sutüven Şelalesi'nin bulunduğu piknik alanından sonra derenin karşı tarafındaki patika yolu izlenerek Hasan Boğuldu Göleti'ne ulaşılabiliyor. Yol üzerinde Romalılardan kaldığı söylenen su kemerlerinin sütunları sol tarafta görülebilir. Burası, hafta sonları çok kalabalık olmakla birlikte hafta içi kafa dinlemek, doğa yürüyüşleri ve yüzmek için ideal bir yer.. Bir efsaneye göre bu gölet ismini burada boğulan Hasan adlı aşık bir gençten almış. Filmlere, konu olan bu efsane şöyledir:

Güzeller güzeli obalı yörük kızı Emine, Kazdağı'nın zirvelerine kurulu köyünde yetiştirdiği bal, peynir, süt gibi ürünlerini çarşamba günleri ovaya kurulan Edremit Pazarı'na getirir ve satmak için sergi açar, geçimini sağlar.

 Yine böyle bir Çarşamba günü, yaklaşık beş saatlik bir inişten sonra ovaya inen Emine pazarda taptaze ürünlerinin başında beklerken, yakışıklı ova köylüsü Hasan ile göz göze gelir ve birbirlerine aşık olurlar. Hasan, Emine'ye her gelişinde sattığı sebze-meyvenin arasından karpuz ikramında bulunur.

Sadece pazarın kurulduğu çarşamba gününde görüşebilen aşıklar böyle geçen hasret dolu haftalar sonunda sevdalarını evlilik ile taçlandırmaya karar verirler. Fakat Emine'nin ailesi, bu evlilik fikrinden pek de hoşnut olmaz; zira Hasan ovalıdır, kızları ise obalı. Ovalı Hasan'ın, kendi hayat şartlarına dayanamayacağını düşünürler ve Hasan'ı bir imtihana tabi tutmaya karar verirler. Hasan'ın Emine ile evlenebilmesi için kırk okkalık bir tuz çuvalını ovadan obaya kadar sırtında çıkarması gerekmektedir.

 Emine ile ovadan sırtında tuz çuvalıyla yola koyulan Hasan'ın, yaklaşık 5-6 kilometrelik bu yolun sonlarına doğru, dizlerinin bağı çözülmeye başlar. Zira nazik yetişmiş bedeni yüke dayanamamaktadır. Bu işi başaramayacağını anlayan Hasan, Emine'ye beraber başka diyarlara kaçmayı ve orada evlenmeyi teklif eder. Emine bunu kabul etmez, devam etmesini ister. O, erkeğinin başaracağına ve köye başları dik varacaklarına inanmıştır bir kere. Yalvarışlarına kulak asmayan Emine'nin arkasında çabalayan Hasan, terleyen sırtına nüfuz eden tuzun da yakıcı etkisiyle artık dayanamaz hale gelir, gökbüvetin buz gibi sularına sessizce yuvarlanır ve boğulur.

Bunu fark etmeden köye kadar çıkan Emine, arkasında Hasan'ın olmadığını görünce deliye döner ve Hasan'ı aramaya başlar, fakat bulamaz. En sonunda Hasan'ın boğulduğu gölete gelince Hasan'a hediye etmiş olduğu yazmanın yüzmekte olduğunu görür. Bu acıya dayanamayan Emine yazma ile kendini göletin yanındaki ulu bir çınara asar. O günden sonra dalları gölete uzanan bu çınara Emine Çınarı, gölete de Hasan Boğuldu Göleti denmeye başlanır.

Uzaklardan sesin aldım,
Çevreni derede buldum,
Nereye gittiğin bildim,
Hasan'ım arkandan geldim..

Sarı kahküllü, dal boylum,
Saz benizli, ayva tüylüm,
Tatlı sözlü, melek huylum,
Hasan'ım ardından geldim..

Köyden, obadan kovulan,
Duru sularda boğulan,
Toz köpük olup dağılan,
Hasan'ım ardından geldim..

Sarp dağlara getirdiğim,
Kavuşmadan yitirdiğim,
Ak kefensiz yatırdığım,
Hasan'ım ardından geldim..

Emine'yi yaslı eden,
Kerem olup Aslı eden,
Dağı taşı sesli eden,
Hasan'ım ardından geldim..

Sabahattin Ali, 1942

Bu acıklı hikaye, 1990 yılında Sabahattin Ali'nin "Hasan Boğuldu" hikayesi esas alınarak bir filme dönüştürülmüştür. Orhan Aksoy yönetmenliğindeki filmde, Hülya Avşar "Emine", Yalçın Dümer de "Hasan" rolündedir..

SARIKIZ TEPESİ

 Kazdağları’nın milli park sınırları içindeki en yüksek üç tepesi Karataş Tepesi (Gargaros), Baba Tepe ve Sarıkız Tepesi'dir.

Sarıkız Tepesi, Tahtacı Türkmenleri'nin yüzyıllarca yaşam yeri olmuş ve tüm Türkmenlerin kutsal bir ziyaret merkezine dönüşmüştür. Edremit Körfezi'ne 1726 metre yükseklikten bakan bu tepe Edremit Körfezi, Ayvalık Adaları ve Midilli'nin ayaklarınızın altına serildiği muazzam bir manzaraya sahiptir. Baba Tepe ve Sarıkız Tepesi'nin dilden dile dolaşan ortak bir hikayesi vardır ve şöyledir:

Cılbak Baba, karısı vefat edince kızıyla Çanakkale'den Edremit'in bir dağ köyüne göç eder. Çobanlık yapan Cılbak Baba, kızına da kazlara çobanlık yaptırır. Beraberce dağlarda sürülerini gezdirerek geçimlerini sağlarlar. Günler böyle geçerken, gün gelir yaşlanan Baba hacca gitmeye karar verir. Kızını köydeki bir aileye teslim eder ve seneler sürecek hac yolculuğuna çıkar.

 Sarıkız geçen seneler sonunda büyür, serpilir, genç ve güzel bir kız olur. Köyün tüm delikanlılarının gözü Sarıkız'ın üzerindedir, fakat Sarıkız hiçbirine yüz vermez. Köyün gençlerinden kötü niyetli olanlar bu durumu çekemezler ve Sarıkız'a olmadık iftiralarda bulunurlar. Bu sırada, Baba da hacdan döner, bu dedikoduları duyar ve inanır. Cezalandırmak için Sarıkız'ı kazlarıyla beraber gider dağa bırakır.

Geceleri kimsenin kalmaya cesaret edemediği Kazdağları'nda Sarıkız'ın seneleri geçer. İnsanlardan ve kötülüklerinden uzak yaşayan Sarıkız, bu tenhalarda ermiş makamına ulaşır. Seneler sonra kızının hasretine dayanamayan Cılbak Baba, kızını ilk terkettiği yere, Sarıkız Tepesi'ne çıkar. Kızını bulur ve ona pişman olduğunu anlatır.

Namaz vakti gelince kızından su ister. Sarıkız'ın getirdiği sudan abdest alan Cılbak Baba, suyun tuzlu olduğunu söyler ve sebebini sorar. Sarıkız da, suyu yetiştirmek için aceleyle denizden getirdiğini söyler. Su birden tatlı bir suya dönüşür. Babası kızının erdiğini anlar, ağlar ve özür diler. Sarıkız ise babasından temiz olduğunu gidip köylüye anlatmasını ister ve başka bir kelam edemeden orada ölür.

Balıkesir merkezde Sarıkız Heykeli
 Pişmanlık ve acıyla dolan Cılbak Baba deliye döner ve hızla ordan uzaklaşmaya başlar fakat diğer tepeye vardığında takatı kesilir ve o da oracıkta ölür. Köylü daha sonra baba-kızı iki ayrı tepede ölü olarak bulurlar ve her iki tepeye de türbelerini yaparlar. O gün bu gündür bu tepeler, Sarıkız Tepesi ve Cılbak Baba Tepesi olarak anılırlar...

MİTOLOJİDE KAZ DAĞLARI (İDA DAĞI)

 Mitolojik olarak Kazdağı birçok efsaneye sahiptir. Mitolojide Kazdağı'nın eski ismi İda'dır. Dağın isminin, Yunanca "düşünce" anlamına gelen "ida" kelimesinden geldiğini düşünenler olduğu gibi, mitolojide Çanakkale Boğazı'na adını veren Dardanos'un iki oğlundan biri olan Idaios'dan geldiğini düşünenler de vardır. Homeros'un İlyada adlı destanında Hayvanların Anası Bol Pınarlı İda Dağı'ndan çokça bahsedilmektedir.

 Mitolojide çok önemli iki karakter olan hakimiyet sahibi Kronos ile güzel Kybele'nin çocukları olan Zeus bu dağda büyümüş ve kız kardeşi Hera ile yasak bir aşk sonucunda bu dağda evlenmiştir. Ayrıca mitolojiye göre yine, dünyanın ilk güzellik yarışması İda'da gerçekleşmiştir. Olympos'ta kutlanan görkemli bir düğün töreni sırasında, kendisinin davet edilmeyişine kızan Eris, intikam almak için düğün sofrasına üzerinde "en güzele" yazan bir elma atar. Bunun üzerine "en güzel"lik iddiasındaki tanrıçalar arasında bir rekabet başlar. Olayın hakemliğini üstlenen Zeus, yaptığı ön eleme sonrasında Hera, Athena ve Aphrodite finale kalır. Zeus yarışmanın sonuçlandırılmasını Truva Kralı Primaos'un, bebekken öldürülmek üzere dağa bırakılan oğlu İdalı Çoban Paris'e bırakır. Üç güzel, Paris'in huzuruna çıkarlar. Hera ve Athena yarışmayı kazanmak için egemenlik, zenginlik gibi rüşvet babında değişik teklifler sunarlar. Aphrodite ise Paris'e dünyanın en güzel kadını Spartalı Helen'in aşkını sunar. Paris zenginliği ve hakimiyeti bir kenara itip Aphrodite'in teklifini beğenir ve Aphrodite'i en güzel olarak seçer. Fakat Hera ve Athena bu karara çok sinirlenirler. Paris'e ve babasının hakimiyetindeki Truva Şehri üzerine lanet yağdırırlar. Böylece doğu ile batı arasında uzun yıllar süren Truva (Troia) Savaşı başlamış olur. Bu şiddetli savaşı seyretmek için Zeus, Troia şehrini yukardan gören İda Dağı'na tekrar çıkar..

 Truva Savaşı'nın bitmesini sağlayan meşhur tahta Truva Atı'nın, dünyada sadece Kazdağı'nda yetiştiği bilinen Kazdağı göknarından inşa edilmiş olduğu söylenmektedir. Ayrıca Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'un fethinde gemilerini karadan kaydırarak Haliç'e indirmesinde kullandığı tahtaların ve ustalarının Kazdağı'ndan getirtildiği ve şu anda Kazdağı'nın yerlisi durumunda olan köylülerin de, zamanında Fatih'in emriyle, Horasan'dan Güney Anadolu taraflarına göçen Türkmenler'in (Tahtacılar) Kazdağı'na yerleştirilmesi sonucu buralara geldikleri söylenmektedir...




42 yorum:

  1. Gerçekten cennetten bir köşe gibiymiş Kaz dağları.Bir gün rehberim ol da birlikte gidelim.İçinde barındırdığı öyküler de ayrı güzel.Güzel bir yeri güzel anlatmışsın.Emeğine sağlık.Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yine gidelim diye anlattım zaten :) Gerçekten muhteşem bir yer 👍

      Sil
  2. Hazine gibi geldi bana bu yayın..
    Ne güzel yerleri var Türkiye'nin Allah'a hamd olsun..

    Hasan boğuldu filmine gelince,o ne acı bir filmdi sonuna kadar hiç izleyemedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, memleketimizde harika yerler var. Sıraya koyup gezmek lazım :) Teşekkürler..

      Sil
  3. ayy hiç görmedim ne güzelmiş. özellikle tepelere çıkmak isteriim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım bir gün görüp tepelere çıkar oradan da bir bölüm paylaşırsın.:)

      Sil
    2. öykü yazarııım ebeeet :)

      Sil
  4. :) ohh gezmis gibi olmasam da gördüm en azindan.Canm memleketim her bir yeri ayri güzel 😄 ah birde temiz kullansalar dimi?

    Beni sal buraya orda yasayim miss gibi havası vardır :) baska gezdign yerler varsa bekliyorum 💕😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Memleketin her yeri ayrı güzel. İmkan ve fırsatlar dahilinde keşfetmek gerek.O mis gibi havayı solumak gerek.İlerleyen zamanlarda başka gezi yazıları da olabilir tabii.:)

      Sil
  5. Kaz Dağları yöresini ben de çok sevdim ama gezilecek ve tekrar gezilecek yerleri çok. Oksijenin full olduğu havası da ayrı..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız.Gezilecek yerler çok.Geziyi uzun süreye yayınca her yeri keşfedebilirsiniz.Havası da suyu da ayrı güzel...

      Sil
  6. Harika yerler umarım korumayı biliriz ülke olarak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğaya en fazla zarar veren varlıkların başında insan geliyor.İnsanlar doğayı rahat bırakırsa herşey çok daha güzel olur.:)

      Sil
  7. Çok güzel yerler.., Huzur dolu. Çok keyif almıştım buraları gezmekten. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Huzur bulunmayacak,keyif alınmayacak yerler değil gerçekten.Sevgiler...

      Sil
  8. gerçekten cennet gibi güzel ülkemin güzel yerleri

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her köşesi ayrı cennet.Bize de o cenneti soluklamak düşer imkanlar dahilinde tabii...

      Sil
  9. Hasan Boğuldu,beni de çok etkilemişti.Gerçekten çok güzel yerler :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hasan Boğuldu etkilenilmeyecek gibi değil.Her yeri ayrı güzel.:)

      Sil
  10. Balıkesir çoox gözəl bir yerdir. 4-5 il əvvəl dincəlmişdik orda. Xüsusən, şam ağaclarla örtülü təpələr çox xoş təsir bağışlamışdı. Məyərsəm nə qədər çpx gəzməli yerləri varmış Balıkesirin. Hekayəsi olan yerləri gəzib görmək daha da çpx həyəcanlandırır məni. İnşallah oralara gəlməyi təkrar nəsib edər Rəbbim. Paylaşım üçün təşəkkürlər.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanın bir kere gidince bir daha gitmek isteyeceği bir yer. İçinde barındırdığı hikayeler de insanı cezbediyor. Umarım tekrar gidersiniz. Yorumunuz için teşekkür ederim..

      Sil
  11. Geçen yaz kaz dağlarına gittim ,geri dönmek istemedim.Sizin de dediğiniz gibi havasıyla ,suyuyla ,doğasıyla cennet.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de gittiğimde geri dönmek istememiştim. Ülkemizin her yeri ayrı cennet.Kim bilir daha keşfedilmeyi bekleyen nice cennetler vardır.

      Sil
  12. Güzel yer :)
    etkinlikteen geldim takipteyim :)

    YanıtlaSil
  13. Çok güzel gözüküyor. Huzur dolu, şehirden uzaklaşmak için tercih edilebilir gözüküyor :) Ben hiç gitmedim ama şu anda gitmek istiyorum sanırım :)

    YanıtlaSil
  14. Səhifənə dərhal gəldim və can qardaş ölkənin gözəl məkan, gözəl guşələri ilə tanış oldum.. İnşallah oraları görmək və gəzmək nəsib olar Allahın izni ilə

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgelmişsin.Umarım bu güzellikleri görmek de nasip olur sizin için.:)

      Sil
  15. Her yaz akcaydayim ama bu yerlere gidemedim denize girmekten cennet hakikaten💘

    YanıtlaSil
  16. Yazlarını oralarda geçiren şanslılardanım. Ne ağrı kalıyor ne sızı. Mis gibi kokular, temiz hava, manzara..
    Bu güzel -adeta profesyonelce hazırlanmış- paylaşım için teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz çok şanslı olanlardanmışsınız.Yorumunuz için ben teşekkür ederim.:)

      Sil
  17. Ayyy ne güzel yerler. Bayıldım 😍

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bayılınmayacak gibi değil gerçekten 😃 İnsan bu güzellikleri görünce "cennete mi düştüm?" diyebiliyor...

      Sil
  18. Buraları gezdim. Biz zaten sürekli Altınoluk'a gideriz. Müthiştir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz de şanslılardanmışsınız...

      Sil
  19. Çok severim Kazdağları'nı hele ki 'Adatepe' Köyü harikadır.Zeus Altarından Körfez manzarası ise muhteşemdir. Bir kez daha ruhum kanatlandı göresim geldi..teşekkürler..Esenlikle

    Bakmak isterseniz http://izlerveyansimalar.blogspot.com.tr/2013/10/adatepe-koyu-ida.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, henüz Adatepe Köyü'ne gidememiştim. Gitmiş gibi oldum. Çok güzel anlatmışsınız. Özellikle Taş Mektep çok ilgimi çekti. Ders verenler hep değerli insanlar..

      Sil
    2. Harika yerlere, muhteşem görsellere sahip Kazdağları. İnsanın defalarca gidip de bıkmayacağı yerlerden. Adatepe Köyü ile ilgili yazınıza hemen baktım. İnsanın oralara hep gidesi gelir. Esen kalın...

      Sil
  20. Nasıl güzel yerler bayıldım ya😊

    YanıtlaSil