19 Temmuz 2020 Pazar

SARE TEYZE

 Kervandan biri daha göçtü bugün. Öyle sessiz-sedasız. Zaten dünyada var iken de konuşamadığı için sessiz yaşardı. Ölümü de sessiz oldu yaşamı gibi. Adını bile bilmezdim aslında. Onu da bugün okunan saladan öğrendim..

Konduk-göçtük misali yaşarken dünyada birileri giderken usulca, yerlerine bir başkaları geliyor. Ve hayat kaldığı yerden devam ediyor..

1 Temmuz 2020 Çarşamba

TEMİZLİK

 Son bir kaç aydır silinmemiş camların ardından bakarken hayata ne kadar kirli görünüyor her yer. Oradan oraya koşuşturan insanlar, çat kapı değişen duygular, rengarenk hayatlar, karşı kaldırımdaki gururlu akasya ağacı, çapraz apartmanda her gün sardunyalarını sulayıp kokularını içine çekerken huzur bulan teyze, karşı apartmanın kedisiyle hemhal olmuş afacan çocuk hepsi çamura bulanıp kirlenmiş gibi bakıyor bana pencerenin ardından..

21 Haziran 2020 Pazar

BABA

 Bugün Babalar Günü biliyor musun? İlk kahramanım, süper kahramanımdın benim. Kocaman parmaklarının arasından hayatı yakalar, omuzlarının üstünden bütün dünyayı ele geçirecekmişim gibi hissederdim. 

Baba demek güç demekti. Tıpkı karşıda dev gibi yükselen dağlar gibi. Ne kadar darbe yese de dimdik ayakta duran bir yiğitti.

Baba demek güven demekti. Hata yapsan dahi korkmadan ona anlatabilmekti her şeyi. Gece beraberce oturup yıldızları sayabilmenin, onun anlattığı masallarla huzurla uykuya dalabilmenin adresiydi baba.

3 Haziran 2020 Çarşamba

KORKU

 Pencereden soğuk hava geliyordu. Rüzgarın hışırtısı geceyi bölerken aniden başlayan yağmurla birlikte ortalığı aydınlatan şimşek fotoğraf çekiliyor hissi verse de ardından gümbür gümbür etrafı döven gök gürültüsü beni korkutmaya yetti de arttı bile. Küçüklüğümden beri korkmuşumdur bu sahneden. O zamanlar gök gürültüsü duyduğumda ya da şimşek çaktığında yorganın altına kafamı sokar sabaha kadar dışarı çıkarmazdım. Korku işte ecele faydası olmasa da yaşıyor insan.

Büyüdükçe korkularımın bittiğini düşünsem de bitmediğinin farkına varıyorum. Yıllar önce asansörde mahsur kalmıştım. Dar alan, karanlık, boşluğa düşme düşüncesi, o kapalı kutudan çıkamama endişesi korkumu ikiye katlamıştı. Oradan kurtulmanın verdiği mutluluk görülmeye değerdi..

25 Mayıs 2020 Pazartesi

BAYRAM

 Bin bir heyecanla alınan bayramlıkları ütüleyip özenle yatağın kenarına asardım. Ayakkabılar yeni alınmışsa parlatıp başucuma koyardım. Tatlı bir heyecanla uyumaya çalışır ama uyuyamazdım. Yeni alınmış elbiseme sarılıp öper, öyle yatardım. Eteklerimin boyu hep uzun olurdu seneye de giyer mantığıyla. Pantolon alınmışsa eğer beli bol gelirdi hep yine aynı düşünceyle. Ayakkabılar birkaç sene idare etsin diye bir-iki numara büyük alınırdı. O yüzden üzerime tam oturan bir kıyafetim olmadı hiç sadece o sene giyebileceğim. Ya da ayağımdan çıkmaya çalışmayan bir ayakkabım..

19 Mayıs 2020 Salı

RAFADAN TAYFA

 Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben ninemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, bir rafadan tayfa ekibi varmış mahallenin birinde. Bu ekibe çok yakında biri daha katılacakmış, yeni komşu Nesrin.

Akın, oyun alanına doğru giderken mahalleye yeni taşınan birileri olduğunu görmüş. Hemen "Bir şeye ihtiyaçları var mı sorayım" diye geçirmiş aklından. Ne de olsa komşu olacaklarmış, tanışmaları lazımmış. Hemen yanlarına gitmiş ve  "Kolay gelsin, yardıma ihtiyacınız var mı?" demiş. "Benim adım Akın, bu mahallede yaşıyorum" diye eklemiş. Nesrin elini uzatmış "Merhaba, benim adım Nesrin" demiş ve sonra da kardeşini tanıtmış. Ayaküstü biraz sohbet ettikten sonra ufak tefek eşyaların taşınmasına yardım etmiş Akın..

13 Mayıs 2020 Çarşamba

KOKOREÇÇİ İSMAİL EFENDİ

 Özel sos ve baharatlarla hazırlayıp kendine has ilginç hareketlerle kıydığı kokereçin çığlıkları kulaklarımda, tadı ise damağımda.. Köşe başındaki kokoreççi dükkanını çalıştıran İsmail Efendi'den bahsediyorum. Kendisi dükkanın iğne atsan yere düşmez misali olduğu zamanları özler oldu bugünlerde. Şimdi dükkanında oturup sinek avlayan İsmail Efendi bu durumdan hiç de memnun değil. Arada yan komşu İzzet Efendiyle oynadıkları tavla  olmasa boş oturmaktan, sıkıntıdan patlar durumda. Neyse ki İzzet Efendi var da ortam biraz şenleniyor..

1 Mayıs 2020 Cuma

GECE...

 Gece perdesini çekmişken yeryüzüne holden sızan ışığa ayak uydurmaya çalışan bir ben var benden öte benden ziyade.

Karanlık bir gecenin orta yerinde ışıkla buluşmanın hazzıydı beni kendime getiren. Küçük kar tanelerine karışan ruhumun yansımalarıydı kendi gölgesine sarılıp düşen. Yeniden doğmanın adresiydi karla kaplı yollar. Baharın müjdeleyicisiydi kapıya dayanıp kazma kürek yaktıran kara kış.. Ve bilmem ki bu kaçıncı çırpınış...

19 Nisan 2020 Pazar

ÇİÇEKLER ALEMİ


Saksısını beğenmeyip yerim dar diye süzülen pembe sardunyam güneş banyosuna koşmuş hemen. Yanında bülbülün hoş sesinin yankılandığı radyosunu da almayı ihmal etmemişti. Müzik eşliğinde banyo keyfine diyecek yoktu. Etrafına mis gibi kokular yayarken neler düşünüyordu kimbilir!

Peki nazenin bir gelin gibi süzülen mor menekşeye ne demeli? Bakmayın öyle narin göründüğüne. Daha az önce dikenlerine aldırmadan yandaki kaktüsle kavga eden o değil miydi? Bu kibar hanımdan hiç beklenmeyen hareketlerdi bunlar.

Az ilerdeki havuz başını süsleyen küpeli  ise belki takmak isteyen olur diye kulağını uzatmış, küpesini gösteriyordu Sümbül hanıma. Sümbül hanımsa mis gibi kokular yayıyordu geçtiği yerlere.

Ortancaysa bu aralar kilo almış, hafifçe genişlemişti. Bunun farkına varınca hemen rejime başlamıştı. Zira acil müdahale gerekliydi.

Aslanağzı aç ağzını, açmazsan ağzını sıkarım boğazını diyen bir yaban gülü gördüm. Zavallı aslanağzı korkudan açıverdi ağzını. Oysa yabangülü onu korkutmak istememişti. Sadece kendi elleriyle topladığı yemişleri arkadaşına yedirmek istemişti.

Beyaz papatyalar tacını giymiş, yeşil çayırlarda boy gösterirken podyumda yürür gibi hafif sallanırdı. Yeşile hiç bu kadar güzel yakışmazdı beyaz. Çimenler ruh ikizini bulmuş gibi sevinirdi.

Begonviller, laleler,kasımpatıları, güller... Ve daha neler neler. Şimdi hepsi bir olmuş baharı beklemekteler. Gelsin gönüllere bahar, renklensin dünya. Gözümüz, gönlümüz bayram ola...









6 Nisan 2020 Pazartesi

HAYALLERDEN GERÇEKLERE...

Evvel zamanlarla kalbur zamanların yer değiştirdiği bir masal diyarıydı burası. Kardanadam adam olmaktan çıkmış ete kemiğe bürünmüştü sanki.

Komşu Mualla son ses açtığı taverna müzikleriyle mahalleliyi çoştururken çocuklar tek göz odalı evlerinde şato hayalleri kuruyorlardı. Büyülü ormanda rengarenk ağaçların arasından gidiliyordu şatoya. Ama gitmesi anlatıldığı kadar kolay değildi elbet. Ağaçlar hareket halindeydi ve şatoya ulaşmayı engelliyordu. Ulaşanlar ise hemen içeri giremiyordu. Soru soran bir kapı çıkıyordu karşılarına.  Kapıdan doğru cevabı vererek girmek gerekiyordu. Ne zor şeydi bunlar. Sahi burası neresiydi? Yoksa dünyanın öbür ucundan mı sesleniyordum bu uca?

Çekirdek çitleyip film izlediğimiz sinema saatleri gerçeğe dönüşmüş, filmin başrolünü kapıvermiştik. Zira herkes payına düşen rolü oynuyordu şu hayatta.

Sarmaşıklar  balkonu büsbütün sarıp sarmalarken ne kadar da samimi görünüyordu evladını kucaklayan anne gibi. Peki ya kapının önünde süzülen salkım söğüte ne demeli? Başını uzatmış taranmayı bekler gibi. Hepsi farklı bir dünyadaydı sanki.

Sonra ne mi oldu? İskambil kağıdından yaptığımız evleri kendi rüzgarımızla yıktık. Kutu kutu pense oynarken arkasını ilk dönen olmak için mızıkçılık yaptık. Sahi son dönen olsak ne kaybedecektik ki? Bunun cevabını hiç öğrenemedim. Yıllar birbirini kovalarken biz mi hayatı kovaladık yoksa o mu bizi? Bunun cevabını da hiç öğrenemedim. Bütün karamsar hallerimizden sıyrılıp müziğin ritmine kendimizi bıraktık. Komşu Muallaya eşlik edip kendimizden geçtik. Kendimize geldiğimizde ise biz, biz değildik.